Ana Sayfa Basın Bültenleri İnsan hakları için artık söz değil, eylem!

İnsan hakları için artık söz değil, eylem!

Yeşiller olarak, hükümetin açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı, doğru yönde atılmış bir adım olarak görmekle birlikte inandırıcı bulmuyoruz. İnsan haklarına dayalı demokratik hukuk devletinin gereklerini bugünden yarına yaşama geçirmek, yargı bağımsızlığını tam ve eksiksiz olarak tesis etmek ne yeni yasalara ne de yeni bir Anayasaya bağlı. Bunun için lazım olan tek şey, siyasi iradedir. Görevdeki hükümetinse böyle bir iradeye sahip olmadığını düşünmek için fazlasıyla sebep var. Açıklanan bu eylem planı; Türkiye’de var olan anti-demokratik uygulamaları, haksızlıkları ve hukuksuzlukları gizlemek için yürütülen ve geçmişte örneklerini sıkça gördüğümüz göz boyama operasyonlarından biri olmayacaksa, hükümetin bu planı hayata geçirme iradesine sahip olduğunu sadece sözlerinde değil, eylemlerinde de görmemiz gerekir. Açıkladığı eylem planının inandırıcı olmasını isteyen bir hükümet, öncelikle:

1) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, insan hakları alanında uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmeli; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından haklarında derhal tahliye kararı verilmiş Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere haksız ve hukuksuz olarak hapiste tutulan tüm siyasi tutsakları serbest bırakmalıdır.

2) Terörle Mücadele Yasası hükümlerini aşırı geniş ve keyfi bir şekilde yorumlayarak ‘muhalif’ olarak kodladığı siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, hak savunucularını, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, öğrencileri ve vatandaşları hedef almaya derhal son vermeli; Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan tüm vatandaşların ifade ve örgütlenme özgürlüklerinden korkusuzca yararlanmalarını sağlamalı ve hukuki süreçleri muhalifleri susturmak için değil, onların muhalefet yapma haklarını korumak için işletmelidir.

3) Irk, din, cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşların seçme ve seçilme haklarına saygı duymalı; mecliste milletvekillerinin dokunulmazlıklarının siyasi saiklerle kaldırılmaması yönünde irade göstermelidir.

4) Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin gereklerini derhal uygulamaya başlamalı ve halen Türkiye’nin iç hukukunun bir parçası olan bu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında kasıtlı veya kasıtsız ihmali olan kamu görevlilerinden hesap sormalıdır.

5) Yargı bağımsızlığının teminatı olan Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu, yürütme erkinin vesayetinden kurtarmalı; hakim ve savcıları ‘yandaş’ olmaları için değil, tarafsız, adil ve vicdanlı kararlar vermeleri için teşvik etmelidir. Türkiye’nin acil ihtiyacı olan çoğulcu, katılımcı ve barışçıl siyaset ikliminin oluşması, bu adımların atılmasına bağlıdır. Hükümetin bu adımları hemen bugün atmak için yaldızlı bir eylem planından ziyade samimi bir siyasi iradeyi, eylemleriyle göstermeye ihtiyacı vardır.