Ana Sayfa Basın Bültenleri 107 Yıldır Dinmeyen Acı

107 Yıldır Dinmeyen Acı

107 yıl önce bugün, 24 Nisan 1915 günü, aralarında yazar, siyasetçi, avukat, müzisyen ve doktorların olduğu 240 Ermeni İstanbul’da tutuklandı. Tutuklananlar arasından hiç kimse yargılanacağı yere ulaşamadı ve tüm tutuklular Ayaş yolunda öldürüldü. Sayı ilerleyen günlerde arttı ve yüz binlerce Ermeni sevdiklerini, tarlalarını, evlerini, bahçelerini ve her köşesinde izleri olan şehirleri geride bırakmak zorunda bırakılarak sürüldü.

Tehcir olarak adlandırılan bu zulüm yürüyüşü, Osmanlı Ermenilerinin, kültürel izleri ve topluma yaptıkları katkılarla birlikte bu topraklardan silinmesine neden oldu. Bu politikalar neticesinde, Osmanlı topraklarının neredeyse tüm şehirlerinde yaşayan iki milyona yakın Ermeniden geriye, bugün sayısı yüz bini geçmeyen ve İstanbul’da yoğunlaşan bir Ermeni nüfusu kaldı.

1915’ten geriye yerinden yurdundan sökülen, öldürülen, mallarına el konulan, gizlenerek, tedirginlik içinde yaşamak zorunda bırakılan bir halk kaldı. 107 yıl geçti fakat resmi makamların 1915’e bakışı değişmedi. O yıllardan bugüne en önemli devamlılık süregelen baskı ve tek tipleştirme politikaları oldu. Acılarla yüzleşmek de, barışmak da, toplumda yaratılan düşmanlık da hep politik hırsların, çıkarların malzemesi haline getirildi. Acıları, inkarı, yüzleşememeyi gündelik politikanın malzemesi haline getirenler 2007 yılında bizden kardeşimiz Hrant Dink’i aldılar.

Biz Yeşiller Partisi olarak 107 yıldır dinmeyen acıyı derinden yaşıyor ve paylaşıyoruz. Yeşil, adil, eşit ve özgür bir geleceği kurgularken tarihten çıkaracağımız derslerin, birlikte barış içinde yaşamak için hem bize yol göstereceğine, hem de başka türlü bir ortak gelecek ve gerçek bir toplumsal barışın inşaa edilemeyeceğine inanıyoruz.. 24 Nisan’la başlayan süreçte katledilenlerin anısının önünde saygıyla eğiliyor ve 107 yıldır tutulamayan yasın sorumluluğunu hissediyoruz.

Devletin, bugün dünyanın dört bir tarafına dağılmış Ermenilerden özür dilemesi, sürgün edilen ailelere yurttaşlık haklarını iade etmesi, yaraların iyileşmeye başlamasına vesile olacak hukuki düzenlemeleri yapması ve Ermenistan ile kapalı tutulan sınır kapısının koşulsuz olarak açması gerektiğine ve ancak bu şekilde Kafkasya’da kalıcı bir barış ortamının tesis edilebileceğine inanıyoruz. Bu vesileyle son bir yıldır iki devlet arasındaki normalleşme görüşme ve çabalarını destekliyor ve bir sonuca varmasını istiyoruz.

Önceki İçerik1 Mayıs’ta Günebakan’ın arkasında buluşalım.
Sonraki İçerikYaşamımızdan onur duyuyoruz! Gezi’yi savunuyoruz!